14 Mayıs 2012

Film Haftası-BİANET

LuBUnya Film Haftası

LuBUnya, bireylerin görünürlüğünü artırmayı ve cinsel yönelim/cinsiyet kimliği hedefli ayrımcılığa karşı faaliyetlerini 15-18 Mayıs arası Boğaziçi Üniversitesi’nde bir film haftasıyla sürdürüyor.
İstanbul - BİA Haber Merkezi
10 Mayıs 2012, Perşembe

Boğaziçi Üniversitesi homofobi ve transfobi karşıtı öğrenci topluluğu LuBUnya, film haftası düzenliyor. Kampüste LGBT (lezbiyen, gey, biseksüel, trans) bireylerin görünürlüğünü artırmayı ve cinsel yönelim/cinsiyet kimliği hedefli ayrımcılığa karşı mücadele eden LuBUnya, bir film haftasıyla faaliyetlerini sürdürüyor.
Sinemanın da LGBT hareketinde önemli bir noktada durduğunu belirten LuBUnya, tartışmalarının daha fazla insana ulaştırmak amacıyla bu film haftasını düzenliyor.
Program şöyle:
* 15 Mayıs 2012 Salı
20.00 Düş Gezginleri (Atıf Yılmaz, 1992)
Atıf Yılmaz'ın kadın kadına aşkı anlatan Düş Gezginleri filmi, toplumun büyük bir çoğunluğuna işlemiş lezbiyen aşka izin vermeyen, görmezden gelen, önemsizleştiren  zihniyetin bir anlamda deşifre ederken, aynı zamanda seks işçilerine dönük kurtarmacı zihniyeti de ifşa eder nitelikte.

* 17 Mayıs 2012 Perşembe
16.00 Lola+Bilidikid (Kutluğ Ataman, 1999, 90')
Kutluğ Ataman'ın Lola+Bilidikid filmi hem Almanya'da geçmesi hem de çoğu zaman bir yan unsur olarak kullanılan, özne olarak gösterilmeyen trans kadınların yaşantısına içeriden bir bakış getirmesi sebebiyle, LGBT filmleri tarihinde çok önemli bir yere sahip. Yerleşik homofobik ve ahlakçı değerlerin yaşamlarını kısıtladığı ve bazen de yaşamlarını elinden aldığı bir grup insanın hikayesi bu.
18.00 Fried Green Tomatoes (Jon Avnet, 1991, 125')
Fried Green Tomatoes ile geçmişe dönük bir yolculuğa şahit oluyoruz. Yaşlı bir kadının hikayesinde, heteroseksüel olmayan bir aşkın bastırılmışlığını ve görünmezliğini seyre dalıyoruz.
* 18 Mayıs 2012 Cuma
16.00 Treyf (Alisa Lebow, Cynthia Madansky, 1998, 54')
Lebow ve Madansky, Yahudi lezbiyenler olarak kendi yaşamlarını belgeselleştiriyor.
18.00 Elephant (Gus Van Sant, 2003, 81')
Gus Van Sant'ın bir lisede geçen filmi Elephant ile gündelik hayatın rutini ile bu rutinin kırılma anlarına şahit oluyoruz. Birbiri ardına gelen alışılmışlıklar ve ritüeller ile bu ritüellere karşı duruşların harmanlandığı film 2003 Cannes Film Festivalinde 3 ödül aldı.

LuBUnya kimdir?

LuBUnya, 2009 yılında Boğaziçi Üniversitesi'nde bir grup öğrencinin kampüste eksikliğini hissederek oluşturduğu homofobi ve transfobi karşıtı öğrenci topluluğudur. Kampüste LGBT (lezbiyen, gey, biseksüel, trans) bireylerin görünürlüğünü artırmayı ve cinsel yönelim/cinsiyet kimliği hedefli ayrımcılığa karşı mücadele etmeyi temel meselesi olarak belirlemiştir. Bu noktadan hareketle, yola çıktığımız günden bu yana; film gösterimleri, açık toplantılar, atölyeler, paneller, piknikler, partiler düzenliyor ve çeşitli spot afişler hazırlıyor.
"Homofobi, transfobi ve heteroseksizme karşı söz üretirken; kendi varoluşumuzu anlamlandırırken; kimliğimizi inşa ederken, inşa ettiğimiz kimlikleri parçalarken kısacası varolma mücadelesi verdiğimiz her alanda sinemaya değiyoruz, değdikçe yeni sorularla, yeni kapılarla yolumuza devam ediyoruz" diyor. (ÇT)
* Yer: Mithat Alam Film Merkezi, Boğaziçi Üniversitesi

10 Mayıs 2012

Film Haftası-Emek Dünyası

luBunya Seçkisi Film Haftası başlıyor

Boğaziçi Ünivesitesi homofobi ve transfobi karşıtı öğrenci topluluğu luBunya, 15-18 Mayıs tarihlerinde luBunya Seçkisi Film Haftası düzenliyor. Topluluk, herkesi yoluyla başka kapılar açmaya davet ediyor.

luBUnya, 2009 yılında Boğaziçi Üniversitesi'nde bir grup öğrencinin kampüste eksikliğini hissederek oluşturduğu homofobi ve transfobi karşıtı öğrenci topluluğu. Kampüste LGBT (lezbiyen, gey, biseksüel, trans) bireylerin görünürlüğünü artırmayı ve cinsel yönelim/cinsiyet kimliği hedefli ayrımcılığa karşı mücadele etmeyi temel meselesi olarak gören LuBunya, buradan hareketle; film gösterimleri, açık toplantılar, atölyeler, paneller, piknikler, partiler düzenliyor.
Geçtiğimiz yıl “Boys Don’t Cry”, “Serseri Mayınlar” gibi film gösterimlerinin yanı sıra MAFM işbirliğinde LuBUnya-Seçkisi Film Haftası düzenleyen luBunya,  Bu sene yine MAFM ile birlikte yeni bir luBUnya Seçkisi Film Haftası düzenliyor.
FİLMLER
Hafta boyunca gösterimi yapılacak filmler şöyle;
- Atıf Yılmaz’ın kadın kadına aşkı anlatan Düş Gezginleri filmi ile Türkiye sinemasında LGBT temsillerine dair kısıtlı da olsa bir fikir veriyor. Toplumun büyük bir çoğunluğuna işlemiş lezbiyen aşka izin vermeyen, görmezden gelen, önemsizleştiren  zihniyetin bir anlamda deşifre edildiği film, aynı zamanda seks işçilerine dönük kurtarmacı zihniyeti de ifşa eder nitelikte.
-Kutluğ Ataman’ın Lola+Bilidikid filmi hem Almanya’da geçmesi hem de çoğu zaman bir yan unsur olarak kullanılan, özne olarak gösterilmeyen trans kadınların yaşantısına içeriden bir bakış getirmesi sebebiyle, LGBT filmleri tarihinde çok önemli bir yere sahip. Yerleşik homofobik ve ahlakçı değerlerin yaşamlarını kısıtladığı ve bazen de yaşamlarını elinden aldığı bir grup insanın hikayesi bu.
-LGBT mücadelesinde çok önemli bir an olan Stonewall Barı’nda yaşananları ve ABD’de LGBT’lerin barda yaşananlar sonrası sokaklara dökülmesini ve mücadelenin ivme kazanmasını anlatan Stonewall filmi, tanıklıklar üzerinden ilerliyor. Translara dönük saldırıların yoğunlaştığı bir dönemde filizlenen bir aşkın ve direnişin anlatısı bir anlamda Stonewall.
-Fried Green Tomatoes ile geçmişe dönük bir yolculuğa şahit oluyoruz. Yaşlı bir kadının hikayesinde, heteroseksüel olmayan bir aşkın bastırılmışlığını ve görünmezliğini seyre dalıyoruz.
-Gus Van Sant’ın bir lisede geçen filmi Elephant ile gündelik hayatın rutini ile bu rutinin kırılma anlarına şahit oluyoruz. Birbiri ardına gelen alışılmışlıklar ve ritüeller ile bu ritüellere karşı duruşların harmanlandığı film 2003 Cannes Film Festivalinde 3 ödül aldı.
luBunya,  “Bedenlerimiz üzerindeki tahakkümün iyice arttığı, arzularımızın kısır döngülere hapsedildiği, varoluşumuzun tehlikeli bulunduğu bu topraklarda sinema yoluyla başka kapılar açmaya davet ediyoruz hepinizi. Başka bir dünya mümkün seslerini yükseltmenin böyle küçük adımlarla olduğuna inanıyoruz ve bu küçük adımları beraber, dayanışarak, tartışarak atmaya çağırıyoruz” çağrısında bulunuyor.
HAFTANIN PROGRAM
Filmlerin gösterimi Boğaziçi Üniversitesi Mithat Alam Film Merkezi’nde yapılacak.
15 Mayıs 2012 Salı
20.00 Düş Gezginleri (Atıf Yılmaz, 1992)
17 Mayıs 2012 Perşembe
16.00 Lola+Bilidikid (Kutluğ Ataman, 1999, 90')
18.00 Fried Green Tomatoes (Jon Avnet, 1991, 125')
18 Mayıs 2012 Cuma
16.00 Treyf (Alisa Lebow, Cynthia Madansky, 1998, 54')
18.00 Elephant (Gus Van Sant, 2003, 81')

Film Haftası-KAOS GL

Boğaziçi’nde LuBUnya Film Haftası

Perşembe, 10 Mayıs 2012
Haber: Kaos GL
Boğaziçi Üniversitesi’nde homofobi ve transfobi karşıtı öğrenci topluluğu olan LuBUnya, film haftası düzenliyor. Kampüste LGBT (lezbiyen, gey, biseksüel, trans) bireylerin görünürlüğünü artırmayı ve cinsel yönelim/cinsiyet kimliği hedefli ayrımcılığa karşı 2009 yılından bu yana mücadele eden LuBUnya, bu yıl film haftası yaparak faaliyetlerini sürdürüyor.
Tartışmalarının daha fazla insana ulaştırmak amacıyla film haftası düzenlediklerini ifade eden LuBUnya, yayınladığı film haftası tanıtım metninde şöyle söyledi: "Sinemanın da LGBT hareketinde önemli bir noktada duruyor olması sebebiyle bu alandaki etkinliklerimize ağırlık veriyoruz. Homofobi, transfobi ve heteroseksizme karşı söz üretirken; kendi varoluşumuzu anlamlandırırken; kimliğimizi inşa ederken, inşa ettiğimiz kimlikleri parçalarken kısacası var olma mücadelesi verdiğimiz her alanda sinemaya değiyoruz, değdikçe yeni sorularla, yeni kapılarla yolumuza devam ediyoruz."
Gösterilecek filmler arasında Türkiye sinemasından Atıf Yılmaz’ın kadın kadına aşkı anlatttığı 1992 yapımlı Düş Gezginleri, Gus Van Sant’ın 2003 yılındaki Cannes Film Festivalin’nde 3 ödül alan gündelik hayattaki rutini ve bu rutinlerin kırılma anlarını anlatan Elephant filmi bulunuyor. Lola+Bilidikid, Fried Green Tomatoes, Treyf gösterilecek diğer filmler. Filmlerin tamamı 15-18 Mayıs tarihleri arasında Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüs’te bulunan Mithat Alam Film Merkezi’nde gösterilecek.
15 Mayıs 2012 Salı
20.00 Düş Gezginleri (Atıf Yılmaz, 1992)

17 Mayıs 2012 Perşembe
16.00 Lola+Bilidikid (Kutluğ Ataman, 1999, 90’)
18.00 Fried Green Tomatoes (Jon Avnet, 1991, 125’)

18 Mayıs 2012 Cuma
16.00 Treyf (Alisa Lebow, Cynthia Madansky, 1998, 54’)
18.00 Elephant (Gus Van Sant, 2003, 81’)

Film Haftası-ETHA

Boğaziçi'nde LuBUnya Film Haftası

Boğaziçi Üniversitesi'nde homofobi ve transfobi karşıtı öğrenci topluluğu olan LuBUnya, film haftası düzenliyor. Filmler, Güney Kampüs'te bulunan Mithat Alam Film Merkezi'nde gösterilecek.
Etkin Haber Ajansı / 10 Mayıs 2012 Perşembe, 11:16
İSTANBUL- Boğaziçi Üniversitesi'nde homofobi ve transfobi karşıtı öğrenci topluluğu olan LuBUnya, film haftası düzenliyor. Kampüste LGBT (lezbiyen, gey, biseksüel, trans) bireylerin görünürlüğünü artırmayı ve cinsel yönelim/cinsiyet kimliği hedefli ayrımcılığa karşı 2009 yılından bu yana mücadele eden LuBUnya, bu yıl film haftası yaparak faaliyetlerini sürdürüyor.
Tartışmalarının daha fazla insana ulaştırmak amacıyla film haftası düzenlediklerini ifade eden LuBUnya, yayınladığı film haftası tanıtım metninde şöyle söyledi: "Sinemanın da LGBT hareketinde önemli bir noktada duruyor olması sebebiyle bu alandaki etkinliklerimize ağırlık veriyoruz. Homofobi, transfobi ve heteroseksizme karşı söz üretirken; kendi varoluşumuzu anlamlandırırken; kimliğimizi inşa ederken, inşa ettiğimiz kimlikleri parçalarken kısacası var olma mücadelesi verdiğimiz her alanda sinemaya değiyoruz, değdikçe yeni sorularla, yeni kapılarla yolumuza devam ediyoruz."
Gösterilecek filmler arasında Türkiye sinemasından Atıf Yılmaz'ın kadın kadına aşkı anlatttığı 1992 yapımlı Düş Gezginleri, Gus Van Sant’ın 2003 yılındaki Cannes Film Festivalin'nde 3 ödül alan gündelik hayattaki rutini ve bu rutinlerin kırılma anlarını anlatan Elephant filmi bulunuyor. Lola+Bilidikid, Fried Green Tomatoes, Treyf gösterilecek diğer filmler. Filmlerin tamamı 15-18 Mayıs tarihleri arasında Boğaziçi Üniversitesi Güney Kampüs'te bulunan Mithat Alam Film Merkezi'nde gösterilecek.
Film haftasının tanıtım metni "Başka bir dünya mümkün seslerini yükseltmenin böyle küçük adımlarla olduğuna inanıyoruz ve bu küçük adımları beraber, dayanışarak, tartışarak atmaya çağırıyoruz" denilerek sonlandırıldı.

8 Mayıs 2012

LuBUnya Seçkisi Film Haftası


luBUnya Seçkisi

15 Mayıs 2012 Salı
20.00 Düş Gezginleri (Atıf Yılmaz, 1992)

17 Mayıs 2012 Perşembe
16.00 Lola+Bilidikid (Kutluğ Ataman, 1999, 90')
18.00 Fried Green Tomatoes (Jon Avnet, 1991, 125')

18 Mayıs 2012 Cuma
16.00 Treyf (Alisa Lebow, Cynthia Madansky, 1998, 54')
18.00 Elephant (Gus Van Sant, 2003, 81')

Yer: Mithat Alam Film Merkezi

LuBUnya, 2009 yılında Boğaziçi Üniversitesi'nde bir grup öğrencinin kampüste eksikliğini hissederek oluşturduğu homofobi ve transfobi karşıtı öğrenci topluluğudur. Kampüste LGBT (lezbiyen, gey, biseksüel, trans) bireylerin görünürlüğünü artırmayı ve cinsel yönelim/cinsiyet kimliği hedefli ayrımcılığa karşı mücadele etmeyi temel meselesi olarak belirlemiştir. Bu noktadan hareketle, yola çıktığımız günden bu yana; film gösterimleri, açık toplantılar, atölyeler, paneller, piknikler, partiler düzenliyor ve çeşitli spot afişler hazırlıyoruz. Diğer üniversitelerdeki LGBT topluluklarıyla dayanışarak kampüslerarası bir ağ kurmayı önemsiyor, birlikte daha da güçleniyoruz.
Meselelerimizi okulda daha fazla insana açabilmek ulaştırabilmek adına birçok alanda çalışma yapmayı önemsiyoruz. Sinemanın da LGBT hareketinde önemli bir noktada duruyor olması sebebiyle bu alandaki etkinliklerimize ağırlık veriyoruz. Homofobi, transfobi ve heteroseksizme karşı söz üretirken; kendi varoluşumuzu anlamlandırırken; kimliğimizi inşa ederken, inşa ettiğimiz kimlikleri parçalarken kısacası varolma mücadelesi verdiğimiz her alanda sinemaya değiyoruz, değdikçe yeni sorularla, yeni kapılarla yolumuza devam ediyoruz. LuBUnya’nın Boğaziçi Üniversitesi kampüsünde gerek film gösterimleri yoluyla gerekse söyleşilerle, sinemayı önemsediği daha da önemlisi sinemayla birlikte değişip dönüştüğü aşikar.

14 Nisan 2012

Nefrete İnat Yaşasın Hayat / Trans Cinayetlerini Durdurun


5 Nisan Sabahı Trans birey Nuket Trans nefretin kurbanı oldu. Silahla başından vurulan ve 40-50 bıçak darbesi alan Nuket’in cesedi makatına şişe sokulup kırılmış bir halde sevgilisi tarafından bulundu.
Geçtiğimiz hafta İzmir’in Karabağlar İlçesinde Tuğçe arkadaşımız da Nefret’in kurbanı olmuştu. Yaptığımız basın açıklaması’nın ve İzmir ile Ankara da düzenlenen mumlu eylem üzerinden 5 gün geçmeden, şimdi de Nuket’in ölüm haberiyle sarsıldık.

Ardı ardına yaşanan bu cinayetlerin ne anlama geldiğini iyi biliyoruz. Endişeliyiz. Ancak bu gidişatı değiştirme kararlılığımız da gün geçtikçe artıyor. Nefret cinayetlerini ve trans cinayetlerini mutlaka durduracağız.

21 Nisan Cumartesi Günü Saat 17:00’de AKP Şişli İlçe Binası önünde olacağız. Herkesi orada olmaya ve bizlere destek olmaya çağırıyoruz.

21 Nisan Cumartesi Saat 17:00

AKP Şişli İlçe Binası

Adres : (Büyükdere Cad. Alba İş Merkezi No:67-71 Kat:3 Mecidiyeköy / Şişli)

İstanbul LGBT Dayanışma Derneği
Lambdaistanbul LGBT Dayanışma Derneği

20 Mart 2012

TRANSFEMİNİST MANİFESTO

Emi Koyama[i] - 2001




[i] Emi Koyama Eminism.org ve diğer çevrimiçi ve çevrimdışı propaganda materiallerinden sorumlu üçüncü dalga piliç aktivistidir. Portland’da, 1975’den beri feminizme Emi’yi geri koyuyor, kendisine emi@eminism.org dan ulaşılabilir.
Giriş
Yirminci yüzyılın ikinci yarısı Amerikan feminist hareketinin farklı kadınların katılımıyla benzeri görülmemiş genişlemesine tanık oldu. Anaakım feminist hareket tarafından manjanilize edilen sesizliklerine son verdiler, içeride hakları olan yeri talep ettiler, önce böyle küçük meselelerle hareketi bölmekle suçlandılar ve nihayetinde feminist düüşüncenin dğerli bir parçası olarak kabul edildiler. Farklılığın zayıf olduğumuz değil en güçlü yanımız olduğunu fazlasıyla farkındaydık. Geçici bölünmelerin veya kutuplaşmanın kapsayıcı koalisyon politikalarının esas faydalarını ortadan kaldıramaz.
Her önceden susturulmuş bir grup kadın konuşmaya başladığında diğer feministler neden orda olduklarını ve kimi temsil ettiklerini tekrar düşünmeye davet edilmiş olurlar. Bu süreç bazen bizi kendi önyargılarımızla ve feministler olarak içselleştirdiğimiz baskının acı veren yüzüyle karşılaşmamıza neden olurken bakış açılarımızı ve etki alanımızı genişleterek hareketin bütütüne yarar sağlar. Bu anlayışla artık trans kadınların hareketin genişleyen alanı olarak feminist devrimde açık olarak yer almalarının zamanının geldiğini ilan ediyoruz.
“Trans” kelime, doğum sırasında atanmış cinsiyetle toplumsal cinsiyet kimliği ve/veya ifadeleri arasındaki süreksizliği de içeren geniş bir yelpazedeki toplumsal cinsiyet kurallarına uymayan herkesi kapsayan şemsiye kelime olarak kullanılmaktadır. Bu manifestonun amacı doğrultusunda “trans kadın/lar” doğumda kendilerine atanan cinsiyetin tersine kendini kadın olarak tanımlayan, ifade eden veya kadın olarak yaşayan kişiler için kullanılmıştır. Benzer şeiklde trans erkek/ler” doğumda kendilerine atanan cinsiyetin tersine kendini erkek olarak tanımlayan, ifade eden veya erkek olarak yaşayan kişiler için kullanılmıştır. Tüm bu işlevsel tanımlar kadın/erkek ikiliğine uymayan veya farklı şekillerde cinsiyet geçişi yaşamış trans bireyleri dışarıda bırakırken, bu bireylerin hepimizin karşılaştığı sorunlar arasındaki benzerliği fark etmelerini ve analizlerimizi bir şekilde kendi mücadelelerinde faydalı bulmalarını umut ediyoruz.

7 Mart 2012

LuBUnya Temel Feminizm Okuması

Okuma materyalleri:

Bell Hooks - Feminizim Herkes İçindir; Giriş, Feminist Politika, Feminist Erkeklik,Feminist Bir Cinsellik Politikası bölümleri. sayfa olarak: 7-19,85-91, 106-115 arası.

Emi Koyama - Transfeminist Manifesto

metinleri Günel Fotokopi'den edinebilirsiniz.

6 Mart 2012

28 Şubat Salı günü Boğaziçi'nde yaşanan ve bizi de rahatsız eden, hoşgörüsüzlük ve şiddet içeren bir olaya dikkat çeker, aşağıda Boğaziçi Üniversitesi Homofobi ve Transfobi Karşıtı Öğrenci Topluluğu LuBUnya'dan gelen ilgili duyuruyu ilginize ve hassasiyetinize sunarız.

Meltem Ahıska

Olcay Akyıldız

Ayfer Bartu Candan

Can Candan

Başak Demirhan

Koray Durak

Ahmet Ersoy

Zeynep Gambetti

Fatma Gök

Erol Köroğlu

Tuna Kuyucu

Yahya Madra

Esra Mungan

Serra Müderrisoğlu

Ferhunde Özbay

Ceren Özselçuk

Zeynep Uysal

Elif Ünlü

"B.Ü. Kamuoyuna,

Kampüste LGBT (lezbiyen, gey, biseksüel, trans) bireylerin görünürlüğünü artırmayı ve cinsel yönelim/cinsiyet kimliği hedefli ayrımcılığa karşı mücadele etmeyi temel meselesi olarak belirleyen homofobi ve transfobi karşıtı öğrenci topluluğu olan LuBUnya’nın etkinlik afişleri kampüsteki bir grup öğrenci tarafından ısrarla yırtılmaktadır. 28 Şubat Salı günü bir arkadaşımız astığı “Seks İşçiliği Paneli” afişinin birisi tarafından yırtıldığını görmüş ve yırtan şahsa nedenini sorduğunda “İğreniyorum, yırtıyorum!” cevabıyla karşılaşmıştır. Bu olayın hemen ardından bu şahsın da içinde olduğu bir grup öğrenci Kuzey Kampüsteki bütün etkinlik afişlerini yırtmıştır.

Bu homofobik, transfobik ve çirkin tavrı kınıyoruz. Özgürlük ve eşitliğe inanan bütün Boğaziçi Üniversitesi öğrencilerini, emekçilerini ve çalışanlarını dayanışmaya çağırıyoruz.

LuBUnya

Boğaziçi Üniversitesi Homofobi ve Transfobi Karşıtı Öğrenci Topluluğu"

4 Mart 2012

'Lütfen bizi öldürmeyin!'

03/03/2012 2:00

Yazı Boyutu
Büyük
Küçük

Bugün Dünya Seks İşçileri Hakları Günü. Dünyanın en eski mesleğini icra edenler 'Haklarımızı daha fazla ihlal etmeyin' diyor. LuBUnya Boğaziçi ve Kadın Kapısı'nın düzenlediği paneldeydik...

'Lütfen bizi öldürmeyin!'





Dünya Seks İşçileri Hakları Günü 2001’de Kalküta’da düzenlenen seks işçileri karnavalının coşkusuyla dahil oluyor dünya özel günler literatürüne. Karnavala dünyanın dört yanından katılan yarısı seks işçisi 50 bin kişi, 3 Mart’ın ‘Dünya Seks İşçileri Hakları Günü’ olarak kutlanmasına karar verilmesine yetiyor. 2001 itibariyle seks işçileri 3 Mart’ı onur günü ilan ediyorlar. Türkiye ise artan hak ihlallerini, seks işçilerinin politik mücadelesini bir onur günü başlığı altında tartışmaya 2008’de başlıyor.
Boğaziçi Üniversitesi’nde 1 Mart’ta düzenlenen panelde ‘Hâlâ Tanığız’ Platformu’ndan Begüm Baki, Kadın Kapısı’ndan Şevval Kılıç, İstanbul LGBTT Dayanışma Derneği’nden Ebru Kırancı yaptıkları sunumlarla gündeme getirdiler seks işçilerinin yaşadıklarını. Begüm Baki, Pınar Selek’in Ülker Sokak üzerinden yazdığı ‘Maskeler, Süvariler, Gacılar’ kitabını hatırlattı. Böylece bir kez daha Hortum Süleyman’ın da katkılarıyla kentsel dönüşüm başlığı altında nasıl da ‘temizlendiğini’ dinledik sokakların.
1996’dan beri seks işçilerinin hakları için mücadele veren Kadın Kapısı’ndan Şevval Kılıç, sosyalist feminist çevrelerin, sol derneklerin ve sendikaların tavırlarından yakındı öncelikle. TEKEL’de çalışan kadınlar adına sözünü çekinmeden söyleyen sendikaların konu seks işçileri olunca aynı duyarlılığı göstermediklerini anlattı. Keza kol kası ne kadar kutsalsa, vajina kası da o kadar kutsal olmalıydı. Kılıç’ın verdiği bilgilerle Türkiye’de 52 genelevi var ve devlet bu genelevleri kapatmak için elinden geleni yapıyor. En geçerli taktik önce bir cami yapmak civara, sonra da cami sebebiyle ‘temizlemek’ çevreyi. Kendine has mizahıyla “Son olarak Ankara Genelevi’nin altında tarihi eser buldular” diyor. Ankara Genelevi 2010’da kapatıldı. Ve işyerleri aynı zamanda evleri olan seks işçileri, hem işsiz hem evsiz kaldılar. Ve devletin yerine getirdiği en ‘değerli’ görev genelevleri mobese kameralarıyla donatmak.

Kurul karşısında...
Pek çok seks işçisi çalışmak için tekinsiz sokakları değil, genelevi tercih etse de hiç kolay değil geneleve girmek. Kılıç’ın verdiği bilgilerle 2012 itibariyle 3 bin 100 seks işçisi vesikalı olarak çalışıyor. Kayıtdışı çalışanların sayısıysa 100 bin. Özellikle son on yılda genelevlere girmek hayli zor. Öncelikle karaciğer akciğer gerekli kontrollerden geçmek zorundalar. Sonra beş kişilik kurulun önünde, neden bu işi yapmak istediklerini anlatmak gibi bir dertleri var. Kılıç için artık seks işçiliği konuşulurken düşkün ve mağdur edebiyatının bir son bulması gerekiyor. Keza kendi işini yapan, kendi parasını kazanan işçiler onlar öncelikle.
Lakin bu beş kişilik kurulun varlığı bile devletin aynı fikirde olmadığının kanıtı. Kuruldan gelen sonuca göre ya genelevde seks işçileri ya da sokaklarda tehlike altında çalışmaya devam... Geneleve girmek öyle kolay olmadığı için bu işin de yolları bulunmuş. Kılıç, Ankara Genelevi’nin eski avukatlarından birinin 20 bin lira karşılığında işlemleri hallediverdiğini söylüyor. 20 bin lira hava paranız varsa, işlem tamam. “Devlet, kendi eliyle kadınları vesikalandırmak istemiyor” diyor Kılıç. Bu şartlar altında şayet seks işçiliği bir meslek kolu olarak tanımlanırsa, hakları da beraberinde getirecek bu gelişmeler. Salondan yöneltilen “Yeni anayasa için bu hakları elde etmeye dair çalışmalarınız var mı?” sorusuna Kılıç’ın verdiği cevap, fazla söze hacet bırakmıyor sanırız: “Seks işçileri şu an ‘Lütfen bizi öldürmeyin’ derdinde.

Bonus için hedefler
Söz Ebru Kırancı’ya gelince Ülker Sokak’a geri dönüyoruz. “LGBT hareketinin mihenktaşı Ülker Sokak değil Kazancı’dır, Pürtelaş’tır” diyor Pürtelaş’ı son terk edenlerden Kırancı. O dönem Cihangir Güzelleştirme Derneği’nin ‘Nezih bir Cihangir’ için yaptıklarını, polisler sokağa girmeden önce komşuluk ilişkilerinin gayet iyi olduğu mahalle insanının Hortum Süleyman’dan sonra nasıl pencerelerini bayraklarla donattıklarını, evlerinden götürülüp onlar için o kadar değerli saçlarının nasıl kesildiğini, nasıl yavaş yavaş ‘temizlendiğini’ anlatılyor sokakların. Elbette ‘temizlik’ hâlâ sürüyor. Tarlabaşı’nda yaşayan bir trans arkadaşının davasından bahsediyor Kırancı. Mesele halledilmezse AİHM’ye kadar yolları var.
Seks işçilerine Kabahatlar Kanunu’na dahil edilerek kesilen cezalar, trafiğe engel oldukları gerekçesiyle kesilen cezalar da bir başka devlet eliyle eziyet. Keza bu para cezaları o gün kazandıklarından başka gelirleri olmayan seks işçilerinin fazla mesai yapması demek.
Kırancı, Hüseyin Çapkın’ın ‘Polislere bonus puan’ uygulamasıyla yaşananları anlatırken sözü salondan Maltepe sahilinde çalışan Yeşim alıyor. Bindiği arabada bıçaklanarak, dövülerek atıldığı yol kenarında yaşadıklarını. Şiddet devreye girince ne kadar içki içilmişse de öncesinde silinip gittiğini o içkilerin etkisinin. Acıyı nasıl da hissettiğini. Gelin görün ki bütün genelevleri mobese kameralarıyla donatan devlet, yolun o noktasında kayıt bulamıyor. Neyse ki Kırancı gibi seks işçilerini hakları için mücadele verenlerin tepkisi tamamen görmezden gelinmiyor. Öyleyse mücadele devam etsin diyor, bütün seks işçilerinin 3 Mart’larını kutluyoruz.

‘Fahişeler Yürüyüşü’ne Çağrı
Seks İşçiliği ve İnsan Hakları Konferansı bu yıl, polisin seks işçilerine yönelik baskısını ele alıyor. 3-4 Mart tarihlerinde Ankara Best Otel’de düzenlenen konferansa herkes davetli. Bu akşam saat 19.00’da Sakarya Caddesi İş Bankası önünden başlayacak ‘Fahişeler Yürüyüşü’nde ise “Bize sokakları çok görenlere inat sokaklara çıkıyoruz!” denilecek.